Serdar YILMAZ / Software Developer
Bizimkisi Bir “Bug” Hikayesi...
Akbank Bankacılık Merkezi
Serdar Yılmaz Yazılım Projelerinde Bilişsel Eğilimler 1: Plasebo Etkisi

Yazılım Projelerinde Bilişsel Eğilimler 1: Plasebo Etkisi

Hedef kitlemiz insanlar ise, insanların nasıl düşündüğünü, hissettiğini, motive olduğunu ve karar aldığını önceden kestirebilmeliyiz. Kendimizden ve çevremizdeki insanlardan yola çıkarak fikir yürütmek bir seçenek ancak psikoloji dalının nimetlerinden faydalanmak daha iyi bir seçenek.

İnsan beyninin bir konudaki düşüncelerini ve kararlarını etkileyen psikolojik olgulara Bilişsel Eğilim yada Bilişsel Önyargı denilmektedir. “Yazılım Projelerinde Bilişsel Eğilimler” başlığı altında oluşturmayı düşündüğüm yazı dizisinde Bilişsel Eğilimlerin kurbanı olmuş yazılım projelerine ve firmaların bu sorunların üstesinden gelebilmek adına atmış olduğu akıllıca hamlelere yer vermeye çalışacağım.

Bu yazı dizisi altında yer vereceğim hikayelerin büyük bir çoğunluğu Yiğit Ahmet Kurt ve Mehmet R.Doğan tarafından kaleme alınmış olan Pürüzlü Mükemmellik kitabından derlenmiştir. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

1- Yazılım Projelerinde Plasebo Etkisi: Google’un Blogger Deneyimi 

Yıllar önce, Google ekibi, Blogger.com sitesinin tasarımını yenileme süreci içinde kullanılabilirlik testleri yapmaya başladı. Teste tabi tutulan kullanıcılar, bilgilerini girip, son ekranda “Blogumu oluştur!” butonuna basıp, bloglarının kullanıma hazır olduğunu belirten ekranla karşılaşıyordu. Fakat kullanıcıların bu kolay ve hızlı deneyime tepkileri, Google ekibinin beklediği şekilde gerçekleşmedi. Kullanıcılar bloglarının kullanıma hazır olduğu ekrana bakıp, şaşkınlık içinde sorular sormaya başladı:

“Bu kadar mı?”
“Bir hata mı oldu?”
“Bir şeyleri yanlış mı yaptım?”

Eğer teknik bir deneyiminiz yoksa, kendinize ait bir blog oluşturmanın gerçekten zor bir şey olduğuna inanabilirsiniz. Sonuçta bu işi profesyonel anlamda yapan, hayatını bu işten kazanan insanlar var. Eğer kolay olsaydı, böyle bir iş grubuna ihtiyaç olur muydu? En azından birçok kullanıcının aklından geçen zihinsel model bu şekildeydi.

Oluşturulması zor ve teknik olduğu sanılan blogların çok çabuk oluşturulduğunu görünce, kullanıcıların kafası karışmaya başlamıştı. Çünkü bir blogun oluşturulabilmesi için “gereken çaba” sistemin içinde yoktu. Google ekibi, müşterinin algısı ile uyuşacak yeni bir deneyim oluşturmak için kolları sıvadı ve blogun hazır olduğu kısım ile blogun oluşturulduğu kısım arasına yeni bir ekran ekledi. Bu yeni ekran, kullanıcı bilgilerini girip, “Blogumu oluştur!” butonuna basıldığında ortaya çıkıyordu. Bu ekranının görevi neydi sizce? Tahmin edebiliyor musunuz? Bu yeni ekranın görevi hiçbir şey yapmamaktı!

Bu yeni ekran, bir gif oynatıyor, kullanıcıya “blogunuz oluşturuluyor, lütfen bekleyin” mesajını gösteriyor ve onlardan -sanki arka planda binlerce satır kod yazılıyor, FBI’dan özel şifreler isteniyor gibi- birkaç saniye beklemelerini istiyor ve sonra “Blogunuz oluşturuldu” ekranına kullanıcıları yolluyordu. Yani bu yeni ekranın herhangi bir işlevi yoktu. Bu yeni bekleme ekranı, müşterinin sistem konusundaki beklentileriyle eşleşen bir plasebo ekranıydı. İşin en ilginç yanı ise, kullanıcılar, tasarımcıların düşündüğünün tersine yani en kolay ve en hızlı  deneyim yerine, daha uzun süren, içinde hız tümseği bulunduran bu yeni deneyimi tercih etmişti.

Bir yazılımcı olarak Back-End ve Front-End tarafında harika işler ortaya çıkarıp, kusursuz bir geliştirme de yapmış olsanız, problemin çözümüne yönelik harika algoritmalar da kurmuş olsanız; eğer geliştirdiğiniz ürün kullanıcıların beklentisiyle eşleşmiyorsa ve işin teknik tarafından ki mükemmelliği kullanıcıya yansıtamıyorsanız, aldığınız geri bildirimler sizi tatmin etmeyeceği gibi sinir krizine de sokabilir. 🙂

Serdar YILMAZ


Bu İçeriği Arkadaşlarınızla Paylaşmak İster misiniz?

4 Yorum

  1. Mustafa Yavuz
    26 Nisan 2019 de 16:56 · Cevapla

    Harika bir yazı. Çok keyifle okudum. Teşekkürler.

    • Serdar Yılmaz
      26 Nisan 2019 de 17:38 · Cevapla

      Güzel yorumunuz için teşekkürler, beğenmenize sevindim. 🙂

  2. Mehmet
    17 Nisan 2019 de 16:03 · Cevapla

    hocam bayıldım yazınıza 🙂

    • Serdar Yılmaz
      17 Nisan 2019 de 18:10 · Cevapla

      Olumlu geri bildiriminiz için teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. 🙂

Bir Yorum Yapın